DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, operasyonu “irade gasbı” olarak nitelendirdi. Bakırhan, paylaşımında şu tabirleri kullandı:
“Hukuka ayıkırı irade gasplarına bir yenisi daha eklendi. Çankaya Belediyesi’ne torba savlarla, şafak vakti baskınlar düzenleniyor. Ankara’da daha iki gün önce NATO zirvesi boyunca güvenlik, demokrasi ve istikrar üzerine büyük kelamlar kuruldu. Pekala şimdi çıkan sonuç bu mu? Türkiye’nin en büyük belediyelerinden birini yeni bir yargı ve siyasi operasyon sarmalına sokmak, kenti yönetilemez hale getirmek mi? Seçilmiş iradeye çökme nizamını kayyımlardan tanıyoruz. Bu operasyonlar hukuksal değil siyasaldır; derhal durmalıdır. Bu operasyonlar demokrasiyi zayıflatıyor. Yargı kıskacı durmalıdır. Hüseyin Can Güner’in yeri gözaltı odaları değil, Çankaya halkının kendisine emanet ettiği çalışma odasıdır.”
“BİR BELEDİYEDEN DİĞERİNE UZANAN BU KUŞATMA DERHAL SON BULMALIDIR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da operasyonun mahallî demokrasiyi amaç aldığını belirtti. Hatimoğulları, iktidarın yıllardır kayyımlar, gözaltılar ve siyasi operasyonlarla lokal demokrasiyi gaye aldığını belirterek şunları kaydetti:
“Yıllardır kayyımlarla, gözaltılarla ve siyasi operasyonlarla lokal demokrasiyi gaye alan iktidar, bu anlayışta ısrarını sürdürüyor! Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyon ve Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in gözaltına alınması, halkın iradesini yargı eliyle kuşatma siyasetinden öteki bir şey değildir. Bir belediyeden başkasına uzanan bu kuşatma derhal son bulmalıdır.”

